a

Facebook

Twitter

Copyright 2020 ULUCA Avukatlık Ortaklığı.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz içerik kopyalanması durumunda, yasal işlem başlatılacaktır.

8:00 - 19:00

Mesai: Pazartesi - Cumartesi

0850 259 0852

Uluca Avukatlık Ortaklığı Telefon Numarası

Linkedin

İnstagram

Facebook

Twitter

Search
Menu

 

Anoni̇m ve Li̇mi̇ted Şi̇rketleri̇n Bölünmesi̇nde İşçi̇ni̇n Hak ve Alacaklarinin Devri̇

ULUCA Avukatlık Ortaklığı > Ticaret Hukuku  > Anoni̇m ve Li̇mi̇ted Şi̇rketleri̇n Bölünmesi̇nde İşçi̇ni̇n Hak ve Alacaklarinin Devri̇

Anoni̇m ve Li̇mi̇ted Şi̇rketleri̇n Bölünmesi̇nde İşçi̇ni̇n Hak ve Alacaklarinin Devri̇

Özet

Türk Ticaret Kanunu bir şirketin belirli bölümü veya işlerini başka bir şirkete veya bölünme suretiyle kurulacak yeni bir şirkete devrettiği şirket bölünmelerine ilişkin hükümleri düzenler.

Türk Ticaret Kanunu’nun 159. maddesi uyarınca şirket bölünmeleri farklı şekillerde bölünmelere gerçekleştirilebilir. Bir şirket, ekonomik, finansal, pazarlama gibi sebeplerle tam veya kısmi bölünme yolunu seçebilir. Anonim ve limited şirketlerin tam bölünmesi yolunda(TTK m.159/1-a) şirketin tüm malvarlığı( aktif ve pasifleri) ve fiili işleri bölünerek devralan şirkete devredilir ve devreden şirketlerin ortakları payları iktisap ederler. Bu tip bölünmede devreden şirketin hukuki varlığı sona erer ve devralan şirket devredilen malvarlığı ve fiili işlere sahip olur.[1] Şirketlerin kısmi bölünme durumunda ise (TTK m.159/1-b)şirketin tüm malvarlığı yerine bazı malvarlıkları ile fiili işleri bölünerek devralana geçirilir ve devreden şirketin ortakları payları iktisap eder bu durumda devreden şirket, devrettiği malvarlıkları ve fiili işler olmaksızın da hukuki varlığını sürdürmeye devam eder.[2]

Şirketlerin tam ve kısmi bölünme durumlarının doğal bir sonucu olarak işlerin, sözleşmelerin ve işçilerin devredilmesi durumu ortaya çıkacaktır ve iş güvencesini tehlikeye sokan en önemli nedenlerden biri ise işçilerin çalıştıkları işyerinin el değiştirmesi, devir yoluyla bir işverenden başka bir işverene geçmesidir[3]. İşçilerin hak ve alacaklarının devri hususu konusunda İş Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’nda atıfta bulunulmakla birlikte açıkça hak ve alacakların neler olduğu konusunda tanımlama yapılmamıştır. Ancak işçilerin hak ve alacaklarının neler olduğu genel hükümlere bakıldığında ücret, hafta tatili-resmi gün ücreti, fazla mesai ücreti, kıdem ve ihbar tazminatı alacakları işçilerin devredilecek hak ve alacaklarından sayılabilir.

Bu çalışmamız ile şirketlerin tam ve kısmi bölünmesi durumlarında işçilerin ve dolayısıyla işçi hak ve alacaklarının devri hususları İş Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’nda yapılan düzenlemeler uyarınca ele alınacaktır.

Giriş

Anonim ve limited şirketlerinin tam ve kısmi bölünmesi durumunda işçilerin hak ve alacaklarının devri hususları konusu Türk Hukukumuzda İş Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. İşbu iki kanunumuz özelinde şirketlerin bölünmesinde işçilerin hak ve alacakları hususundaki düzenlemelere aşağıda ayrıntıları ile yer verilecektir.

Şirketlerin Bölünmesi Konusunda İş Kanununun Getirdiği Düzenlemeler

Çağdaş İş Hukuku’nda, şirketlerin devredilmesine karşın işin sürekliliği ve iş ilişkisinin yeni işverenle devamı sağlanarak iş akdinin dayanıksızlığı giderilmeye çalışılmaktadır. Öncelikle İş Kanunu’nda yapılan düzenlemeyi incelediğimizde İş Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca: “İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer.”

İş Kanunu’nun 6. maddesinin 1. fıkrasında işyerinin bir bütün olarak değil; sadece bir bölümünün devri halinde de işçilerin iş akitlerinin devralan işverenle aynen devam edeceği kurala bağlanmıştır.

İş Kanunu’nun 6. maddesinin 1-3. fıkraları uyarınca: “İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür. Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludur. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.” Türk Borçlar Kanunu’nun 428. maddesinde de işyerinin devri ve hukuki sonuçları (devrin tarafların fesih hakkına etkisi dışında) İş Kanunu madde 6’ya paralel bir biçimde düzenlenmiştir.

Buna göre, Türk Borçlar Kanunu madde 428’deki düzenleme uyarınca, işyerinin devri halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan işveren de iki yıl süreyle devreden işverenle müteselsil sorumlu olduğuna değinilmiştir. Nitekim Yargıtay kararları incelendiğinde, işyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan işçilerin ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden devralan işverenin iki yıl süreyle müteselsil sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır.[4]

Ancak, şirketlerin devrinden önce iş sözleşmeleri sona eren işçiler açısından ise, devreden işveren döneminde doğan işçi alacaklarından ve geçirilen hizmet sürelerinden sorumluluğu söz konusu olmaz. Bu durumda, işyerinin devrinden önceki işçi alacaklarından devreden işveren tek başına sorumlu olup, bu alacaklar nedeniyle devralan işverene başvurulamaz [5]. Şirketlerin devrinden sonra işe alınan işçiler için ise kanunun lafzı göz önüne alındığında sadece devralan işverenin sorumluluğu bulunmaktadır.

İşyerinin Devrinin Tarafların Fesih Hakkına Etkisi

İşyerinin devri sonucunda iş sözleşmesi yeni işverenle devam ettiği için işçi fesihten doğan herhangi bir hakkı, bu arada kıdem tazminatını talep edemez. Yargıtay’a göre de “Devirle birlikte davacının hizmet akdi devralan işverene geçmiş olur. Böyle olunca ihbar ve kıdem tazminatı hakkı doğmaz. Bu husus gözetilmeksizin işyerini devreden önceki işverenin bu aşamada kıdem tazminatından ve ihbar tazminatından sorumlu tutulması doğru değildir”. Doğan Yenisey’in görüşü ile de İş Kanununun 6. maddesinin 5. fıkrasına göre devreden veya devralan işverenler ya da işçi, sırf işyerinin veya bir bölümünün devri nedenine dayanarak iş akdini haklı nedenle feshedemezler. [6]

Şirketlerin Bölünmesi Konusunda Türk Ticaret Kanununun Getirdiği Düzenlemeler

13.1.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ticaret şirketlerinin sadece birleşme, bölünme ve tür değiştirme (TTK 134-194) yoluyla gerçekleşen devirlerine özgü olmak üzere iş ilişkilerini düzenleyen hükümler getirmiştir (TTK 158/4, 178, 190). TTK 158/4 ve l90’da gönderme yapılan ve bu konuyu düzenleyen “İş İlişkisinin Geçmesi” başlığını taşıyan madde 178’de: “(1) Tam veya kısmi bölünmede, işçilerle yapılan hizmet sözleşmeleri, işçi itiraz etmediği takdirde, devir gününe kadar bu sözleşmeden doğan bütün hak ve borçlarla devralana geçer. (2) İşçi itiraz ederse, hizmet sözleşmesi kanuni işten çıkarma süresinin sonunda sona erer; devralan ve işçi o tarihe

kadar sözleşmeyi sona erdirmekle yükümlüdür. (3) Eski işveren ile devralan, işçinin bölünmeden evvel muaccel olmuş alacakları ile hizmet sözleşmesinin normal olarak sona ereceği veya işçinin itirazı sebebiyle sona erdiği tarihe kadar geçen sürede muaccel olacak alacaklarından müteselsilen sorumludur. (4) Aksi kararlaştırılmadıkça veya halin gereğinden anlaşılmadıkça, işveren hizmet sözleşmesinden doğan hakları üçüncü kişiye devredemez. (5) İşçiler muaccel olan ve birinci fıkrada öngörüldüğü şekilde muaccel olacak alacaklarının teminat altına alınmasını isteyebilirler. (6) Devreden şirketin bölünmeden önce şirket borçlarından dolayı sorumlu olan ortakları, hizmet sözleşmesinden doğan ve intikal gününe kadar muaccel olan borçlarla, hizmet sözleşmesi normal olarak sona ermiş olsaydı muaccel hale gelecek olan veya işçinin itirazı sebebiyle hizmet sözleşmesinin sona erdiği ana kadar doğacak olan borçlardan müteselsilen sorumlu olmakta devam ederler”.

Görüldüğü üzere şirketlerin bölünmeleri hususunda İş Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlemeler yapılmış ve Türk Ticaret Kanunu’nda bazı hususlara dayanılmışken İş Kanunu’nda değinilmemiştir. Bu durumda ise Türk Ticaret Kanunu’nun 178. maddesi hükmü ile İş Kanununun 6. maddesi arasında ortaya çıkan kanunlar ihtilafının çözümlenmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. 6102 sayılı TTK, 4857 sayılı İş Kanunu’na göre sonraki yeni kanun konumundadır. Ayrıca, TTK madde 178 iş ilişkisinin geçmesine bağlı sonuçları sadece ticaret şirketlerinin birleşme, bölünme ve tür değiştirme hallerine özgü olarak düzenlediği için, tüm işyeri devirlerini ve bundan doğan hukuki sonuçları kapsayan İş Kanunu madde 6’ya göre özel hüküm niteliğindedir. Kanunların önceliğinin belirlenmesinde özel kanun-genel kanun ilişkisi kadar, özel hüküm-genel hüküm ilişkisi de önem taşımaktadır. Her ne kadar TTK ile İş Kanunu arasında bir özel kanun-genel kanun ilişkisinden söz edilmesi mümkün değilse de bir genel kanun içinde dahi özel hükümler yer alabilir. Nitekim, TBMM Adalet Komisyonu raporunda bu husus “Tasarının 178 inci maddesi ise, sadece bölünme, birleşme (Tasarı m.158, f.4) ve tür değiştirme (Tasarı m.191) hallerinde uygulanan -İş Kanununun 6’ıncı maddesine nazaran- özel bir hükümdür” denilmek suretiyle açıkça belirtilmiştir. Bu rapor dikkate alındığında, TTK  madde 178 hükmü hem sonraki kanun içinde yer alması hem de bütün işyeri devirlerini değil; sadece ticari şirketlerin birleşme, bölünme ve tür değiştirme yoluyla gerçekleşen devirlerini düzenlemesi sebebiyle İK madde 6’ya göre özel hüküm niteliği taşıdığından dolayı bu hallerde uygulanma önceliğine sahiptir. Bu durumda TTK madde178 ile İK madde 6 hükümlerinin ihtilafı hallerinde, TTK madde 178 hükümleri uygulanmalıdır. Buna karşılık bu hükümde boşluk bulunması halinde ise İş Kanunu madde 6’ya başvurulması yoluna gidilmesi gerekmektedir.[7]

Türk Ticaret Kanununun 178. maddesinin 1. fıkrasında iş akdinin devri diğer deyişle bu sözleşmeden doğan tüm hak ve borçların devralana geçmesi için işçinin buna itiraz etmemesi gerekmektedir. Ancak İş Kanunu bakımından yapılan yukarıdaki incelememize göre şirketlerin devrinde işçiye itiraz hakkı tanınmamıştır. TTK 178’de yer alan bu hak ile işçinin istemediği işveren ile çalışmama özgürlüğü korunmaktadır. İşçinin itirazı ile şirketlerin birleşme, bölünme ve tür değiştirme işlemleri durmamakla birlikte sadece itiraz eden işçilerin iş akdinin devralana geçmesi önlenir. Bu şekilde iş sözleşmesinin devri, işyeri devrine bağlı olarak direkt bir sonuç olmaktan çıkarak işçinin onayına bağlı bir işleme dönüşmektedir. İşçi iş sözleşmesinin devrine itiraz ederse, TTK 178/2 uyarınca sözleşme “kanuni işten çıkarma süresinin sonunda” sona ermektedir.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında şirketi devralan şahıs ile iş akdini devam ettirmek istemeyen ve bu sebeple iş akdi sonlanan işçinin hak ve alacaklarından olan kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmayacağı sorusu akıllara gelmektedir. Ancak Türk Ticaret Kanunu’nda şirketlerin bölünmesi durumunda iş akdinin devrine itiraz etmesi nedeniyle sözleşmesi sona eren işçinin kıdem tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı hususu düzenlenmemiştir. Bu sebeple bu konudaki görüşler dikkate alınarak bir cevaba varılması gerekmektedir. Prof. Dr. Sarper Süzek’in görüşüne göre; “Türk Ticaret Kanununun 178. maddesinde kıdem tazminatı konusunda bir düzenlemenin yer almaması yasa koyucunun bilinçli susması sonucunda ortaya çıkmış bir durum değildir. Yasa koyucu işçiye kıdem tazminatının ödenmesi konusunda olumsuz bir çözümü benimsememiş; sadece bu konuyu düzenlemek istememiştir. Anılan hükümde düzenleme yokluğu nedeniyle kanun boşluğu söz konusudur. Türk Ticaret Kanunu’nun gerekçesinde, TTK 178 hükmünün işçiyi korumayı amaçladığını, “işçi alacaklarının teminat altına alınması yönünden İş Kanununun 6’ncı maddesinden daha iyi ve toplumsal yönü güçlü bir düzenleme” getirdiğini ifade eden yasa koyucunun, bu durumdaki işçileri bilerek kıdem tazminatı hakkından yoksun bırakmayı amaçladığı ileri sürülemez. Eğer bir yasa hükmü ile işçiye devre itiraz hakkı tanınmışsa bunun anlamı işçinin herhangi bir hak kaybına uğramadan işten ayrılabilmesi olmalıdır.[8]” O nedenle, bu konuda ortaya çıkan boşluk, aynı menfaat durumunu düzenleyen halen yürürlükteki 1475 sayılı eski İş Kanununun 14. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinin kıyas yoluyla uygulanması suretiyle doldurulmalı; bu durumdaki işçiler kıdem tazminatı hakkından yoksun bırakılmamalıdır[9]. Baskın görüşler incelendiğinde görüleceği üzere devredilen şirkete itiraz eden ve ayrılan işçinin menfaat dengesi gözetildiğinde kıdem tazminatı hakkına sahip olabileceğidir.

Sonuç

Şirketlerin tam ve kısmi bölünmeleri durumunda işçilerin hak ve alacaklarının devrine ilişkin hükümler İş Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bu kanunların çatışması halinde çalışmamızda detaylarıyla açıkladığımız üzere Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanmalıdır. Şirketlerin kısmi bölünmeleri halinde işçilerin ücret, hafta tatili, resmi çalışma tatili, fazla mesai ödemeleri, ihbar ve kıdem tazminatları devralanla birlikte devredenin de sorumluluğu bulunmaktadır. Bunun yanında tam bölünmelerde ise devredenin hukuki varlığı sona erer ve devralan işçilerin alacaklarından tek başına sorumlu hale gelecektir.

Referanslar

[1] Türk Ticaret Kanunu, m.159(1)(a)

[2] Türk Ticaret Kanunu, m.159(1)(b )

[3] Alpagut, 117 vd. Özkaraca, 137 vd., İşyerini devralan işverenin iş akitlerine taraf olması konusunda geniş bilgi için bkz.

[4] Y9HD, 11.3.2010, 21713/6562, S. Taşkent-F. B. Mutlay-G. Sarıbay Öztürk, Son Değişiklikler1e Açıklamalı-İçtihatlı 4857 Sayılı İş Kanunu, B.5, İstanbul 2011, 145. Y9HD, 15.10.2010, 37729/29226, İHSGHD, 29, 189.

[5] Ekonomi, 340. N. Çelik, İş Hukuku Dersleri, B.23, İstanbul 2010, 62. E. Akyiğit, İş Kanunu Şerhi, C.I, B.3, Ankara 2008, 336. A. Güzel, Bireysel İş İlişkisinin Kurulması, Hükümleri ve İşin Düzenlenmesi, Yargıtay’ın İş Hukukuna İlişkin Kararlarının Değerlendirilmesi, 2005, Ankara 2007, 39-40. Ö. Ekmekçi, 26 Haziran 2002 Tarihli İş Kanunu Tasarısının Bazı Hükümleri Üzerine, Çalışma Hayatımızda Yeni Dönem, Türkiye Toprak İşverenleri Sendikası, İstanbul 2002, 83. Özkaraca, 339 vd., 385-386.

[6] Ekonomi, 340. N. Çelik, İş Hukuku Dersleri, B.23, İstanbul 2010, 62. E. Akyiğit, İş Kanunu Şerhi, C.I, B.3, Ankara 2008, 336. A. Güzel, Bireysel İş İlişkisinin Kurulması, Hükümleri ve İşin Düzenlenmesi, Yargıtay’ın İş Hukukuna İlişkin Kararlarının Değerlendirilmesi, 2005, Ankara 2007, 39-40. Ö. Ekmekçi, 26 Haziran 2002 Tarihli İş Kanunu Tasarısının Bazı Hükümleri Üzerine, Çalışma Hayatımızda Yeni Dönem, Türkiye Toprak İşverenleri Sendikası, İstanbul 2002, 83. Özkaraca, 339 vd., 385-386.

[7] M. Alp, Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Bölünme, Birleşme ve Tür Değiştirmenin İş İlişkilerine Etkisi (TTK 178, 158, 190), ÇT, 32, 2012/1, 56- 57. G. Alpagut, İş İlişkisinin Kurulması, Hükümleri ve İşin Düzenlenmesi, Yargıtay’ın İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Kararlarının Değerlendirilmesi, 2010, Ankara 2012, 28-29.

[8] Prof. Dr. SÜZEK, Sarper, İşyerinin Devri ve Hukuki Sonuçları, Doğan Yenisey, 174 vd.,2013.

[9] Alp, 66-67. Bu konudaki görüş ve tartışmalar için bkz. Wyler, 416-417 ve dn.1496- 1497’de belirtilen yazarlar. Subilia-Duc, 472. Özkaraca, 193.

Yorum Yok

Gönder