a

Facebook

Twitter

Copyright 2020 ULUCA Avukatlık Ortaklığı.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz içerik kopyalanması durumunda, yasal işlem başlatılacaktır.

8:00 - 19:00

Mesai: Pazartesi - Cumartesi

0850 259 0852

Uluca Avukatlık Ortaklığı Telefon Numarası

Linkedin

İnstagram

Facebook

Twitter

Search
Menu

 

İnsan Hakları Hukuku

ULUCA Avukatlık Ortaklığı > İnsan Hakları Hukuku

Uluca Avukatlık ortaklığı, bünyesinde İnsan Hakları Hukuku alanında uzmanlaşmış avukatlar ve teknik birimleriyle hukuki çözümlere profesyonel danışmanlıklar sunmaktadır. İnsanlık tarihi kadar eski olan insan hakları, aynı zamanda insanlık ve uygarlığın gelişimine paralel bir tarihi gelişim sürecine de sahiptir. Günümüzde uluslararası ve anayasal olarak düzenlenmiş kanunlar ve alt metinlerden oluşan, çok geniş bir çerçevede ele alınması gereken hukuk dalıdır.

insan hakları hukuku

Bu konuda yapılabilecek pek çok tanım olduğu gibi, dünya üzerinde her insanın doğmasıyla birlikte, sadece hayata geldiği için elde ettiği haklar olarak açıklanabilecektir. İnsanın doğmasıyla birlikte, sadece insan olduğu ve diğer tüm canlılara göre taşıdığı özelliklere bir saygı duruşu olarak, çeşitli yetkiler ve haklar kazanması doğal bir sonuçtur. İnsan Hakları; siyaset, ekonomi, felsefe, ahlaki, dini, kültürel değerler gibi birçok konuyla çok yakından ilişkilidir. Bu durum aynı zamanda İnsan Hakları Hukuku alanında hukuk danışmanlığı oluşturmayı ve bu alandaki uyuşmazlıkların çözümlenmesini zorlaştıran etkenlerdir. 

 

İnsan hakları çok geniş ölçekte ele alınması gereken, bazen kanunların yetersiz kaldığı ve buna paralel hukuk mücadelelerin yürütülmesinin de gerektiği süreçlerden oluşmaktadır. Kanunlarla korunan ve her insanın olağan yaşamı içerisinde farkında olmadığı pek çok hak, insan haklarıdır. Her insan doğduğu andan itibaren, eşit muamele görme, onurlu ve özgür bir şekilde yaşama hakkına sahiptir. Konuştuğu dil, mensup olduğu din ve inanış, cinsiyeti, mensup olduğu ve dış gözlemle de belirlenebilen ırksal özellikleri, zengin olmak, fakir olmak, toplumsal kökleri, engellilikleri ve benzeri olmak üzere, insanlara ait pek çok özellik, kanunlar karşısında eşit muamele görmelerini gerektiren bir hukuk alanını oluşturmaktadır. 

Biyolojik bir varlık olarak insanın, diğer insanlarla beraber yaşama ihtiyacı da bir temel ihtiyaçtır. Bu durum aynı zamanda farklı özelliklere sahip insanların bir arada yaşadığı toplumların oluşmasına neden olmaktadır. Toplumların diğer toplumlarla ve aynı zamanda her toplumun kendi içerisinde ki ilişkileri, insan haklarının temelini oluşturur. İnsan Hakları Hukuku, uygarlıkların gelişmesiyle birlikte, uluslararası bir boyut kazanmıştır. İnsan tarihi kadar eski bir kavram olmakla birlikte, gelişim süreci yavaş bir şekilde sürmüştür. İnsan Hakları Hukuku ile ilgili en geniş kapsamlı gelişim 20. Yüzyılda gerçekleşmiştir. 

 

10 Aralık 1948 İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve 04 Kasım Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, İkinci Dünya Savaşı sonrası süreçte, günümüzde de uygulanmakta olan İnsan Hakları Hukuku alanının belirleyici unsurlarıdır. Ülkemizde de Anayasa tarafından belirlenmiş temel insan hak ve özgürlükler, insan hakları çerçevesindedir ve kanunlar tarafından bu temel haklar eşit bir şekilde herkes için korunmaktadır. Ancak yönetim biçimi, siyasi güç, ekonomik güç ve güçler, kamusal özgürlükler ve bunların sınırları, İnsan Hakları Hukuku konusunda sürekli bir takım sorunların ve anlaşmazlıkların yaşanmasına sebep olmaktadır. Bu çerçevede yürütülmesi gereken hukuki hak arayışları, çok geniş bir etki alanı ve bazı noktalarda hukuku aşan değerleriyle İnsan Hakları Hukuku başlı başına bir hukuki alan oluşturmaktadır. 

İnsan Hakları Hukuku’nun ulusal ve uluslararası kapsamda olması, Uluca Hukuk Ortaklığı tarafından bu hukuk süreçlerinde sunulan desteğin, aynı zamanda uluslararası çeşitli hukuk örgütleri ve iş ilişkileri aracılığıyla da daha güçlü bir danışmanlık desteğine dönüştürülmektedir. İnsan Hakları Hukuku alanının toplumumuzla birlikte, uluslararası pek çok farklı değere göre ele alınması ve hukuki süreçlerin de buna göre sürdürülmesi gerekmektedir. Bu anlamda ülkemizin yaptığı uluslararası anlaşmalar, insan haklarının kanuni olarak belirlenmiş çizgilerinin de, insanlığın gelişimine bağlı olarak sürekli gelişmeye ihtiyaç duyması sorunsalı bulunmaktadır. Bu durum İnsan Hakları Hukuku alanının da daha karmaşık bir yapıya sahip olmasına neden olacaktır.